beynimiz hala kafamızın içinde olduğu için gerçekten şanslıyız. yaklaşık bir saat önce bulunduğumuz eve göre dik uzanan sokakta, bizim görüş alanımızda olan bir apartmana nereden geldiklerini anlamadığımız bir zombi sürüsü saldırdı. o saldırıdan yaklaşık on beş dakika önce binadakilerden biriyle gözgöze gelmiştim ve tedirginlikle gülümsemiştik. sürü çıldırmış gibiydi ve kapıdan ve pencerelerden kendilerine yol açmak için saldırıyorlardı. bu ani hareketliliği anlayamadık, ama o binadakiler için de bir yardımımız olamadı. dikkat çekmek istemiyorduk ve oraya doğru ateş etmemiz imkansızdı. pencerelerde demir korkuluklar olduğu için giriş yapamadılar. tiz çığlıklarla ortalığı inletiyorlardı. binadakiler balkondan ellerine geçirdikleri ağır eşyaları üzerilerine atıyorlardı ve bunun hiç faydası yoktu. korkarak sadece ve sadece olayları izleyebiliyorduk. görebildiğimiz en az on kişi vardı ve hepsi aynı dairenin balkonundaydı. zombiler bir ara duruldular, gideceklerini düşündük ama ne olduysa o anda oldu. bir anda evin balkonuna evin içinden zombiler akın etti. o sırada balkonda olanların kaçacak hiç bir yeri de yoktu. sadece parçalanmalarını izlemek zorundaydık. ortalığı çığlıklar sardı ve bu katlanılabilir değildi. dişler etlere girdi, biz izledik sadece. bir yandan korku diğer yandan büyük üzüntü. aynı sonu bekliyor gibiydik. ısırılmak üzere olan biri balkondan aşağıya atabildi kendini ve kırılan kemik sesi bizim olduğumuz yerden duyulur gibi oldu. bu atlayış aşağıdaki zombiler tarafından büyük coşkuyla karşılandı ve en azından onlar da küçük bir ziyafet çekebildiler. o binaya muhtemelen binanın arkasından gridiklerini düşünüyoruz. ama onları oraya çeken neydi? sıra bize de gelecekti galiba. tedirginliğimizden binanın çıkışlarını yeniden kontrol ettik ve bazı eşyalarla yeniden güçlendirme yaptık. fakat bu şekilde olmayacağını da biliyoruz. bu binalar bu mahalleler güvenli değil. yiyeceğimiz şu an var ama bitecek. bir yol bulmalı ! altı kişiyiz demiştim. ben, abim, selçuk, annem, selçuğun annesi. selçuğun babası ve abisi tekirdağ'dalar. haber alamadık. ama yaşadıklarını ve güvenli bi yerde olduklarını düşünerek içimizi rahatlatmaya çalışıyoruz. son zamanlarda gördüğümüz onca şeyden sonra bunu düşünebilmemiz bile bir başarı olmalı. acilen bir plan yapmalıyız. buralar gerçekten güvenli değil, ama sokaklarda olmak da aynı şekilde güvenli değil. iki ucu boklu değnek. yaşamlarımız pamuk ipliğinde.
İstila Başlasın!
Bir virüs hayatımızı değiştirmek üzere…
Açgözlü ilaç şirketlerinin kontrolünü kaybettiği bu virüs insanları ve hayvanları zombilere dönüştürmeye başladı…
Virüs kan yoluyla bulaşıyor. Virüsten etkilenenler gördükleri tüm canlılara saldırıyor ve onları yiyorlar. Ufak sıyrık ya da ısırıklardan sonra kaçabilen canlılar ise 10 dakika ile 60 dakika arasında zombiye dönüşüyorlar.
Zombiler koşabiliyor…
Zombiler ilk olarak 30 Aralık 2010’da, akşam saatlerinde görülmeye başlandı…
Hayatta kalanlar haberleşmeye çalışıyor...
sultangazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sultangazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3
İstanbul - Sultangazi
kalbim yerinden fırlayacak gibi. nasıl olduğunu hala çözemiyoruz ama mahallemizin belki de yarısından çoğu zombi olmuş durumda. bunun sebebi yine birbirlerini parçalamaları tabi. ilk saldırıdan kurtulanlar ve evlerin girişlerini emniyete alan ben ve benim gibi diğerleri evlerin çatılarından ve balkonlarından en azından birbirimize moral vermeye çalışıyoruz. az önce nalburun sünepe çırağını vurmak zorunda kaldık. neredeyse balkona tırmanmanın yolunu bulmuştu. yüreğimiz ağzımıza geldi. yan komşum ve çocukluk arkadaşım selçuğun yıllardır aileden gelen avcılık takıntısının en azından şimdilik hayatlarımızı kurtarması gerçekten mutlu eden tek şey. evlerimiz yan yana olduğu için öncelikle binaların giriş kapılarını ve pencereleri çekyat, çamaşır makinesi ve bilimum eşyayla girişi engelleyecek şekilde yığınak yaparak tıkadık. daha sonra üçüncü katın salonundan duvarları karşılıklı delerek bir geçit yaptık. sabahtan beri bununla uğraştık. ama sonunda başardık. şu an burada altı kişiyiz. bir süre daha idare edecek yiyeceğimiz, bir sarsılmaz av tüfeği, ne işey yarayacağını bilemesem de bir saçma atan kurusıkı av tüfeği ve bol miktarda fişeğimiz var. devamlı nöbet halinde balkondan sokağı gözlüyoruz. diğer komşular da aynı şekilde. ortalıkta dolaşan zombiler ise sadece bir hata yapmamızı bekliyor gibiler ve çılgın gibi açlar. olayı hala şok havasında yaşadığımızda bir planımız da yok şimdilik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)