İstila Başlasın!

Bir virüs hayatımızı değiştirmek üzere…
Açgözlü ilaç şirketlerinin kontrolünü kaybettiği bu virüs insanları ve hayvanları zombilere dönüştürmeye başladı…
Virüs kan yoluyla bulaşıyor. Virüsten etkilenenler gördükleri tüm canlılara saldırıyor ve onları yiyorlar. Ufak sıyrık ya da ısırıklardan sonra kaçabilen canlılar ise 10 dakika ile 60 dakika arasında zombiye dönüşüyorlar.
Zombiler koşabiliyor…
Zombiler ilk olarak 30 Aralık 2010’da, akşam saatlerinde görülmeye başlandı…
Hayatta kalanlar haberleşmeye çalışıyor...
leif erikson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leif erikson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1

4 Ocak, 10:15, Afyon

İzmir'den çok uzaktayız. Evden bizi bir grup direnişçi kurtardı. Silahlarımız vardı ancak mermimiz bitti. Tekrar sopaya dönüş yaptık. Bulduğumuz araçlarla sürekli ilerliyoruz doğuya. Şu anda Afyon girişinde bir dinlenme tesisindeyiz. Az önce kahvaltı sırasında saldırıya uğradık bir grup zombi tarafından. Sopalarımızı alıp üstlerine gittik. Pek umursamıyoruz artık. Dönüp kahvaltıya devam ettik.

"Direnin" diyesim bile gelmiyor, kurtuluşa olan inancımı yitirdim. Yine de yaşayın yaşayabildiğiniz kadar.




2

1 Ocak, 21:15, İzmir

Tekrar evdeyiz. Stadyuma ulaşamadık. Metro hattında yürürken her 20 saniyede bir feneri açıp kapatıyorduk karşımızı görmek için. Bu sadece bizim işimize yaramadı sanırım. Sanayi'yi geçtikten hemen sonra hem bizi takip eden hem de karşıdan gelen zombilerin arasında sıkıştık. Şu anda Bilge'nin de benim de her tarafımız yara bere. Tel örgüleri can havliyle aştık ama dikenli teller kollarımızı bacaklarımızı oldukça çizdi. Uzun zamandır hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum.

Eve dönerken cesetler, boş arabalar ve bizi gözlerine kestiren zombiler dışında bomboş olan 8 şeritli Ankara Caddesi'nden koşarak geçtik. Böyle bir gün yaşayacağım aklıma gelmezdi. Eve girmeden önce Bilge çevreyi kontrol ederken köşedeki bakkala girdim. İkinci bir adrenalin patlaması yaşayacak durumda değildim, bakkal da boştu zaten. Henüz kullanmak zorunda kalmadığım sopayı koltuk altıma sıkıştırıp, dört tane 5 litrelik suyu alıp eve gittim çember çize çize.

Yaralarımızı temizledik, dinleniyoruz. Bizi takip ettiler mi bilmiyoruz. Arka balkondaki zombilerden ses yok. Evden çıkacak halimiz de...
6

1 Ocak, 18:30, İzmir


İzmirliler'in dikkatine! Az önce evin önünden geçen askeri araçtan Halkapınar Spor Salonu ve Atatürk Stadı'nın kurtarılmış bölge olduğu anonsu yapıldı. Dün geceden beri aldığımız tek güzel haber bu sanırım. Arka balkonda saat 2'den beri demir panjurlara vuran iki zombi var. Sanırım dışarıyı gözetleme anlarımızdan birinde farkettiler bizi. Diğerlerini de buraya çekeceklerini düşünüyoruz. Bu arada hiç suyumuz kalmadı.

Ev metroya oldukça yakın bu yüzden metro hattına inip oradan gideceğiz Bilge'yle. Yukarıda da gösterdiğim gibi Bölge'den Stadyum'a kadar yürüyeceğiz. Oradan sonra kalan mesafeyi koşmamız gerekecek sanırım. El feneri ve sopa alıyorum. El fenerini mümkün olduğunca kullanmayacağız ama hava karanlık, metro çalışmıyor.

Eğer söylenildiği gibi güvenliyse size bir şekilde haber vereceğim. Oraya ulaşıp size onay vermemi bekleyin. 1,5 saatten fazla süreceğini sanmıyorum.

Çıkmamız lazım.
0

1 Ocak, 03:30, İzmir

Perşembe günü ders çıkışı gittiğimiz Bornova maçından sonra farkettik bir şeyler olduğunu. Saat 3 civarıydı. Meydan tarafından gelen 4-5 polis aracı ve ambulans aşağı doğru hızlıca geçtiler. İlk başta terörist saldırısı olduğunu duyduk çevredekilerden. Özkanlar'a kadar yürüyerek inerken yanımızdan geçenlerin neredeyse hepsi bu olaydan bahsediyordu ve bütün duyduklarımız birbirinden farklıydı.

Migros önünde dağıldıktan sonra eve gittim ve televizyonu açtım. Bir salgından söz ediliyordu ve herkesin evinde kalması öneriliyordu. Telefonumu evde unuttuğumu bir kez daha hatırlayıp odama gittim. Bir sürü cevapsız arama vardı. Önce annemi aradım. Sakinleştirdikten sonra nerede ve kimlerle olduğunu sordum. "Foça'dayız hala teyzenlerle" dedi. "Orada kalın" dedikten sonra televizyondan duyduğum yarım yamalak bilgileri aktardım. Salgının doğruluğunu kabul edip yanlarına gidemeyeceğimi söyledim.

İşin ilginç yanı televizyonda ya da sonradan baktığım internette terörist saldırısıyla ilgili herhangi bir bilgi yoktu. Bu yüzden polis araçlarını ve ambulansları açıklamak için de "salgın" çok geçiştirici geliyordu. Bu düşünceler içinde biraz kestirmek için uzandım.

Gözümü birisinin çığlığı ve dış kapı zilinin kombinasyonuyla açtım. Ev zemin katta olduğu için kim olduğunu sormadan kapıyı açıp baktım. Kapıyı yumruklayan ve bağıran bir kız vardı. Şaşkınlıkla düğmeye bastım, hızlıca içeri girip kapıyı kapattı. Ardından kapıya vurmaya başlayan "şeyi" görünce "salgın"ın ne olduğunu anladım.

Kız koşarak merdivenleri çıkarken kapıyı kapattım. Bu sefer de ev kapısını yumruklamaya başlamıştı. "Aç lütfen! Her yerde zombiler var!" dedi. Bir süre kapıdan uzaklaşıp bağırışını dinledim. Sonra bir sessizlik oldu. Ardından ağlamaya başladı. "Salgın dedikleri bu mu? Herkes zombi mi oluyor?" dedim. "Evet... Metrodan buraya kadar kaçtım..." dedi ağlamayı kesip. Kapıdaki zombi konuşmamızı iniltileriyle ve yumruklarıyla bölüyordu. "Ayağa kalk delikten bakacağım" dedim. "Hasta olup olmadığını anlamak için bir belirti olmalı" diye bunu yapmam hayatımda aldığım en mantıklı karardı sanırım. Sırasıyla yüzünü, kollarını gösterdi. Kıyafetlerinde de herhangi bir yırtık ya da kan yoktu. Kapıyı önce araladım, daha detaylı baktım ve sonra içeri aldım.

Evin demir panjurlarının hepsini kapatıp televizyonu ve interneti takip etmeye başladık. Bilge'yle 2 gündür aynı konumda bekliyoruz. Açıkçası zemin kattayız ve tek güvencemiz de demir panjurlar. Nöbetleşe uyuyup arada panjurları aralayıp dışarı bakıyoruz. Bir de ev kapısının arkasına dolap koyduk. Su sıkıntımız var, yiyecek ise yeterli şimdilik. Elektrikler de arada gidip geliyor.

Birkaç saatte bir ikimiz de ailelerimizle görüşüyoruz. İki tarafta da sorun yok şimdilik. Annem ağlıyor her defasında. Orada bu mevsimde kimse olmadığı için rahatlarmış ancak benim için endişeleniyor. Televizyon izlememesini rica ettim, uymayacağını biliyorum.

Son olarak, dışarıdan gelen çığlık sayısında azalma var. İki defa birilerini kurtarmaya çalıştık, ikisinde de canımızdan oluyorduk. Yapacağımız pek bir şey olmadığına kanaat getirdik. Umarız çoğu kişi saklanmıştır, aksini düşünmek bile istemiyoruz. Şimdilik bir yere gitmeye niyetimiz yok, nereye kadar sürer bilmiyoruz. 3 saat önce yine dışarıdan silah sesleri geliyordu yeni yıla girerken.. Hoş, hala geliyor..